ABD'de 22 no'lu karayolunda, devriye görevi yapan bir otoyol polisi arabasından yolu izlerken bir araba görmüş. Aracı radarla incelemiş ve en az 50 km hızla gidilmesi gereken bu yolda aracın tam 22 km hızla gidip, yolu tıkadığını farketmiş. Aracı durdurup sürücüyü uyarmaya karar vermiş. Aracın peşinden gidip aracı durdurmuş.
Bir de ne görsün? Aracı kullanan çok yaşlı bir teyze. Aracın arkasındaki koltuklarda da çok korkmuş 3 tane yaşlı teyze daha var. Polisi görünce yaşlı sürücü endişeyle:
-Polis bey, çok mu hızlı gidiyordum?
Polis:
-Hanımefendi, hızlı değil, tersine çok yavaş gidiyorsunuz ve bu tüm otoyol trafiğini etkiliyor! Radardan gördüğüm kadarı ile 22 km hızla gidiyorsunuz.
-Ama otoyolun girişinde 22 yazıyordu ve ben de bu kurala uymak istedim!
-Teyzeciğim; 22 otoyolun numarası. Bu yolda en az 50 km hızla gitmelisiniz.
Yaşlı teyze:
-Tamam,bundan sonra hızlanacağım.
Polis tam kendi arabasına giderken, gözü yine arkada oturan, hiç konuşmayan ve çok korkmuş 3 yaşlı teyzeye kaymış ve sürücüye sormaya karar vermiş:
-Teyzeciğim bir şey sorabilir miyim? Bu arkada oturanların nesi var? Çok korkmuş gözüküyorlar, sanki dillerini yutmuşlar gibi!
Yaşlı teyze:
-Valla ben de anlamadım, 250 no'lu karayolundan çıktığımızdan beri böyleler...
.
24 Eylül 2010 Cuma
Kaç No'lu Karayolundayız?
Etiketler:
fıkra
,
hiz limiti
,
otoban
,
Polis
,
tc kimlik no
Karikatür / #8
Üç deli
Üç deli hastaneden kaçmak için karar verirler. Fakat üçüncü katta olduklarından işleri biraz zordur. En yaşlılarının aklına bir fikir gelir;
- Hergün bir çarşaf çalacağız, birbirlerine bağlayıp pencereden ineceğiz, üç çarşaf, üç gün sonra özgürüz.
Anlaştıkları gibi her gün bir çarşaf çalarlar, üç çarşafı tamamladıktan sonra birbirlerine bağlarlar. En küçüklerinin denemesi için aşağıya sarkıtmaya karar verirler.
- Şimdi deneme zamanı en küçüğümüz ilk olarak denesin.
En küçükleri bağlanan çarşaflardan aşağı iner bir süre sonra nefes nefese yukarı tekrar çıkar, gözleri çıkacakmışcasına:
- Mahvolduk, bittik, çarşaf otuz santim uzun geldi makas lazım...!
.
- Hergün bir çarşaf çalacağız, birbirlerine bağlayıp pencereden ineceğiz, üç çarşaf, üç gün sonra özgürüz.
Anlaştıkları gibi her gün bir çarşaf çalarlar, üç çarşafı tamamladıktan sonra birbirlerine bağlarlar. En küçüklerinin denemesi için aşağıya sarkıtmaya karar verirler.
- Şimdi deneme zamanı en küçüğümüz ilk olarak denesin.
En küçükleri bağlanan çarşaflardan aşağı iner bir süre sonra nefes nefese yukarı tekrar çıkar, gözleri çıkacakmışcasına:
- Mahvolduk, bittik, çarşaf otuz santim uzun geldi makas lazım...!
.
23 Eylül 2010 Perşembe
Ne Zaman Evlenmiştik?
Karısı adama sinirli bir şekilde söyleniyordu:
- Kafanda futboldan başka bir şey yok, futbol, futbol, futbol...24 saat futbol izliyorsun, arkadaşlarınla buluşup futbol konuşuyorsun. Ne zaman evlendiğimizi bile hatırladığını sanmıyorum!
Adam sakin sakin cevap verdi:
- Tabii ki hatırlıyorum hayatım, Galatasaray'ın Neuchatel'i beş sıfır yendiği gün.
.
- Kafanda futboldan başka bir şey yok, futbol, futbol, futbol...24 saat futbol izliyorsun, arkadaşlarınla buluşup futbol konuşuyorsun. Ne zaman evlendiğimizi bile hatırladığını sanmıyorum!
Adam sakin sakin cevap verdi:
- Tabii ki hatırlıyorum hayatım, Galatasaray'ın Neuchatel'i beş sıfır yendiği gün.
.
22 Eylül 2010 Çarşamba
Temel'in Babası
Temel’in babası vefat eder… Cenazeye gelen bir aile dostu Temel’e sorar:
- Nasıl oldu? Temel;
- 30.kattan aşağıya düştü…
- Vah vah desene çok feci ölmüş…
- Yok yok öyle ölmedi. Tam yere düşecekken manavın tentesine çarpıp tekrar yükseldi…
- Yazık, daha şiddetli çakıldı o zaman.
- Yok! Karşıdaki kasabın tenteden zıpladı bu sefer karşı binanın çatısına…
- Demek çatıya çarpıp öldü.
- Yok ya! Çatıdan yuvarlanıp elektrik tellerine gitti…
- Deme ya! Çarpıldı o zaman…
- Yok canım teller yaylandı babamı 200 metre yukarı fırlattı.
- 200 metreden yere çakıldı öyle mi?
- Yok ya yine en baştaki bakkalın tenteye…
- Orda mı öldü?
- Yok, ordan yine kasaba…
En sonunda bunalan adam Temel’e bağırarak sordu:
- Ulan nasıl öldü bu adam?
Temel sakince cevap verir;
- Baktık durmuyo bizde vurduk...
.
- Nasıl oldu? Temel;
- 30.kattan aşağıya düştü…
- Vah vah desene çok feci ölmüş…
- Yok yok öyle ölmedi. Tam yere düşecekken manavın tentesine çarpıp tekrar yükseldi…
- Yazık, daha şiddetli çakıldı o zaman.
- Yok! Karşıdaki kasabın tenteden zıpladı bu sefer karşı binanın çatısına…
- Demek çatıya çarpıp öldü.
- Yok ya! Çatıdan yuvarlanıp elektrik tellerine gitti…
- Deme ya! Çarpıldı o zaman…
- Yok canım teller yaylandı babamı 200 metre yukarı fırlattı.
- 200 metreden yere çakıldı öyle mi?
- Yok ya yine en baştaki bakkalın tenteye…
- Orda mı öldü?
- Yok, ordan yine kasaba…
En sonunda bunalan adam Temel’e bağırarak sordu:
- Ulan nasıl öldü bu adam?
Temel sakince cevap verir;
- Baktık durmuyo bizde vurduk...
.
21 Eylül 2010 Salı
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)


